ABD’de Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde geçmişteki haber kaynağı tartışmaları tekrar hatırlandı

NEW ABD’de eski Başkan George Bush döneminde yazdığı bir kitapla ilgili haber kaynağını açıklamadığı gerekçesiyle uzun yıllardır soruşturma geçiren iki Pulitzer ödüllü gazeteci James Risen’ın hikayesi, ülkede bazı gazetecilere yönelik ulusal güvenlik gerekçesiyle haber kaynaklarını açıklama baskısı çerçevesinde, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tekrar hatırlandı.

New York Times ve LA Times başta olmak üzere ABD’nin ileri gelen medya kuruluşlarında çalışan, kar amacı gütmeyen The Intercept adlı araştırmacı gazetecilik organizasyonunda halen görev yapan Risen’ın davası, ABD’deki basın özgürlüğü tartışmalarında hafızalara kazındı.

Risen’ın Ocak 2006’da yayımlanan “Savaş Devleti: Bush Yönetimi ve CIA’in Gizlenen Tarihi” (State of War: The Secret History of the CIA and the Bush Administration) adlı kitabı, o dönemde yankıları devam eden Irak savaşı ve Amerikan Merkezi İstihbarat Örgütünün (CIA) yasa dışı operasyonları hakkında büyük bir tartışma başlattı.

Kitapta, CIA’in çok sayıda Irak kökenli Amerikalıyı, Irak’ın nükleer programı hakkında bilgi toplamaları için ülkelerine gönderdiği, ancak bunlardan gelen bilgileri göz ardı ettiği ileri sürülüyordu.

Kitaba göre, CIA, 2002’de, kardeşi eski Irak rejiminde üst düzey görevlerde bulunan Cleveland eyaletinde anestezi uzmanı Dr. Sawsan El Haddad’ı saflarına katarak bilgi toplamak için Irak’a göndermiş, El Haddad, kardeşinden Irak’ın nükleer programının “10 yıldır ölü durumda” olduğunu öğrenmişti.

CIA benzer biçimde ABD’de bulunan 30 kadar Iraklıyı akrabalarından Irak’ın nükleer programı konusunda bilgi almak üzere ülkelerine göndermiş, hepsi de döndüklerinde aynı şekilde Irak’ta nükleer programın devam etmediğini raporlamıştı.

Ancak CIA, Ekim 2002’de yayımladığı bir Ulusal İstihbarat Tahmini raporunda Irak’ın nükleer programını yeniden kurmakta olduğunu ileri sürmüştü.

Risen kitabında, ayrıca Bush yönetiminin Afganistan politikalarını da eleştirerek ABD’nin ülkeyi, dünya eroin pazarının yüzde 87’sini sağlayan bir uyuşturucu merkezi haline dönüştürdüğünü savunmuştu.

ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) “terörle mücadele” adı altında yasalara aykırı bir şekilde ülke içi ve dışında izinsiz telefon dinleme ve elektronik posta izleme gibi çok büyük bir casusluk programı yürüttüğü de kitapta tartışılan konuların başında gelmişti.

CIA’in, Tahran yönetiminin nükleer programını başarısız kılmak için Merlin Operasyonu (Operation Merlin) düzenlediği ve bunun başarısızlıkla sonuçlandığı iddiasına da yer verilen kitabın yayımlanmasının ardından kısa bir süre sonra da eski CIA çalışanı Jeffrey Sterling hakkında kurum belgelerini yasa dışı yollardan elde etmek ve devlete ait gizli belgeleri sızdırmak suçlamasıyla dava açılmıştı.

Risen’ın kitaptaki bilgiler hakkında uzun bir süre kaynağını açıklamayı reddetmesi kamuoyunda “basın özgürlüğü” tartışmalarını alevlendirmişti.

Risen’a “Kaynağını açıkla” baskısı

Risen’ın CIA’nın İran’daki Merlin Operasyonu üzerine araştırmaları devam ederken o dönemde Bush yönetiminin Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice’ın New York Times’ın Genel Yayın Yönetmeni’ne ulaşarak ilgili araştırmanın yayımlanmasını önlediği de haberlere yansımıştı.

CIA, Risen’ın banka hesabı hareketlerini, telefon ve elektronik postalarını izlemeye alırken araştırmaları kapsamında haber kaynağı olarak tespit ettikleri CIA çalışanı Sterling hakkında da “1917 Casusluk Yasası”na muhalefetten dava açılmıştı.

Adalet Bakanlığı da NSA’nın dahil olduğu güvenlik sızıntısının kaynakları hakkında soruşturma başlatırken, gazetecilerin gizli ulusal güvenlik bilgilerini ifşa etmekten suçlanabilecekleri ima edildi ve basın mensuplarının ismi açıklanmayan kaynaklarını korumaları konusu, bu dönemde yoğun bir şekilde tartışıldı.

Bush yönetimi sırasında mahkemede ifade vermesi ve haber kaynağını açıklaması konusunda baskı gören Risen, Barack Obama döneminde de Sterling’in süren davası kapsamında aynı mahkeme çağrıları ile mücadele etti.

ABD Yüksek Mahkemesine kadar intikal eden hukuk savaşları sırasında Risen, kendisine sunulan mahkemede haber kaynağını açıklamaya yönelik ifade vermek ile hapis cezası almak seçenekleri arasında ikincisini tercih ettiğini duyurdu.

Risen, 2015 başında Sterling’in duruşmasına katıldığı sırada ifade vermeyeceğini ve kaynağını açıklamayacağını mahkemede beyan ettikten sonra dönemin Adalet Bakanı Eric Holder’ın da desteği ile 7 yıl süren mücadelenin ardından ifade vermekten ve kaynağını açıklama mecburiyetinden muafiyeti onaylandı.

Öte yandan, eski CIA ajanı Jeffrey Sterling ise 27 Ocak 2015’te Virginia’daki federal mahkemede görülen duruşmada, New York Times muhabiri James Risen’a CIA’in Tahran yönetiminin nükleer programına yönelik yürütülen operasyona ilişkin gizli bilgileri sızdırmaktan suçlu bulundu ve Mayıs 2015’te 3,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

İfşada bulunanları koruma kanunu göz ardı ediliyor

ABD’de ifşada bulunanların desteklenmesi ve korunmasıyla ilgili İfşaatçıları Koruma Kanunu da bulunurken yasanın ulusal güvenlikle ilgili konularda ise göz ardı edildiği ileri sürülüyor.

1989’da çıkarılan ilgili kanun, insan hakları ihlalleri, kötü yönetim, kaynakların boşa harcanması, görevi kötüye kullanma, kamu sağlığı ve güvenliğini tehdit ve kanuna aykırı faaliyetler konularında makul delillerle yapılan ifşaatlarda, kanun önünde dokunulmazlık sağladığı gibi, işten atılma, baskı ve tehdit gibi iş veren tarafından gelebilecek misillemelere karşı da ifşada bulunanı koruyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir