Eğitim

MİT Akademisi’nden Önemli Analiz: ABD-İsrail-İran Savaşının Türkiye Üzerindeki Etkileri

MİT Akademisi, “Askeri ve Jeopolitik Perspektiften ABD/İsrail-İran Savaşı ve Türkiye” başlıklı önemli bir rapor yayınladı. 28 Şubat 2026’da başlayan ve yaklaşık 40 gün süren çatışmanın, modern savaş anlayışını, bölgesel güvenlik dengesini ve Türkiye’nin stratejik önceliklerini derinden etkilediği ifade edildi. Raporda, savaşın askeri sonuçlarının ötesinde yapay zeka, elektronik harp, kritik altyapı güvenliği, enerji arz güvenliği ve toplumsal dayanıklılık gibi alanlarda da yeni bir dönem başlattığı vurgulandı.

Raporda yer alan önsözde, MİT Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, daha önce yayımladıkları “12 Gün Savaşı” raporunda, çatışmanın sürebileceği ve bölgeselleşebileceği yönündeki tahminlerin gerçekleştirildiğini belirtti. Köse, özellikle ABD’nin doğrudan müdahalesiyle birlikte askeri doktrinlerde, yeni teknolojilerde ve iletişim stratejilerinde önemli dönüşümlerin gözlemlendiğine dikkat çekti.

Savaş sürecinde kullanılan askeri teknolojiler, doktrinel zorluklar ve siyasi-jeopolitik yansımalar Türkiye’nin stratejik konumunu yeniden şekillendirdi.

**MODERN SAVAŞ ANLAYIŞI YENİDEN TANIMLANDI**

Raporda, ABD/İsrail-İran Savaşı’nın, modern harp ortamını platform merkezli anlayıştan veri ve ağ odaklı bir yapıya dönüştürdüğü ifade edildi. Yapay zeka destekli sistemlerin istihbarat ve keşif faaliyetlerinde yoğun biçimde kullanılması, karar alma süreçlerini hızlandırdı. Bu durum, modern savaşta karar üstünlüğünün yalnızca insan faktörüne değil, aynı zamanda veri işleme ve algoritmik analiz kapasitesine bağlı olduğunu ortaya koydu.

Ayrıca, elektromanyetik spektrum hakimiyetinin modern hava gücünün vazgeçilmez bir unsuru haline geldiğine dikkat çekildi. Radar sistemleri, veri bağlantıları ve elektronik harp yetenekleri, savaşın sonucunu belirleyen önemli faktörler arasında yer aldı. Fiziksel çatışma sahası kadar dijital ve elektromanyetik unsurların da kritik bir rol oynadığı belirtildi.

**HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİNDE KIRILGANLIK ARTTI**

Raporda, savaşın geçilemez hava savunma şemsiyesi anlayışının sürdürülebilir olmadığını gösterdiği ifade ediliyor. İran’ın düşük maliyetli kamikaze dronları ve çoklu füze saldırıları, çok katmanlı hava savunma sistemlerini aşma yeteneğine sahip oldu. Bu durum, modern hava savunma sistemlerinin yalnızca savunma unsurlarına değil, erken ihbar, elektronik harp ve siber güvenlik gibi bütünleşik mimarilere ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu.

Büyük ve maliyetli savunma platformlarının stratejik kırılganlıklarının daha belirgin hale geldiği, uçak gemileri ve havadan erken ihbar sistemlerinin, yoğun füze tehditleri karşısında hareket alanlarının daraldığı belirtildi. Düşük maliyetli dron sistemleri ile kamikaze unsurların, yüksek maliyetli savunma sistemlerine karşı ciddi maliyet asimetrisi oluşturduğu ifade edildi.

**ENERJİ VE KRİTİK ALTYAPILAR SAVAŞIN HEDEFİ OLDU**

Raporda, enerji tesisleri ve kritik altyapıların savaş sırasında öncelikli hedefler haline geldiği vurgulandı. Radar ağları, iletişim sistemleri ve lojistik merkezleri, savaşın gidişatını etkileyen önemli unsurlar olarak değerlendirildi.

Bu rapor, Türkiye’nin güvenlik stratejilerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor. ABD-İsrail-İran çatışmasının, Türkiye’nin stratejik planlamasında önemli değişiklikler gerektireceği öngörülüyor.