Yankı Bağcıoğlu’ndan Veli Bilgin’in ölümü sonrası ‘askeri sağlık sistemi’ çağrısı

Haber gorseli

Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, İzmir’de basın mensuplarıyla bir araya gelerek Hava Harp Okulu öğrencisi Veli Bilgin’in yaşamını yitirmesi, gazilerin özlük hakları, Karadeniz’deki güvenlik riskleri, İran-ABD gerilimi, Yunanistan’ın silahlanma adımları ve güncel siyasi gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Bağcıoğlu, Bilgin’in ölümünün ardından Milli Savunma Bakanlığının kamuoyunu daha hızlı bilgilendirmesi gerektiğini söyledi ve askeri sağlık sisteminin yeniden kurulması çağrısında bulundu.

VELİ BİLGİN İÇİN BAŞSAĞLIĞI MESAJI

Yalova’daki Hava Kuvvetleri Komutanlığı 18’inci Ana Üs Komutanlığı’nda eğitim sırasında rahatsızlanarak yaşamını yitiren Hava Harp Okulu öğrencisi Veli Bilgin’e ilişkin konuşan Bağcıoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Veli Bilgin, Milli Savunma Bakanlığı’nın dün yaptığı açıklama çerçevesinde, hâlâ incelenen bir sağlık sıkıntısı nedeniyle hayatını kaybetti. Ailesine, arkadaşlarına başsağlığı, sabır diliyorum. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Çok genç yaşta acı bir kayıp, mekânı cennet olsun.”

“NE KADAR GEÇ AÇIKLAMA YAPARSANIZ O KADAR BİLGİ AÇIĞI OLUŞUYOR”

Milli Savunma Bakanlığının kamuoyunu olayların hemen ardından bilgilendirmesi gerektiğini belirten Bağcıoğlu, açıklamanın gecikmesinin farklı yorumların ortaya çıkmasına neden olduğunu söyledi:

“Buradan ders almak lazım. Milli Savunma Bakanlığı’nın açıklamasından sonra sıcak çarpması veya güneş çarpması onları ayrı bir yere koyuyorum. Ama olayın gerçekleşmesinden bir iki saat sonra veya aynı gün içerisinde hem ulusal hem de yerel basında bunun güneş veya sıcak çarpması olduğuna yönelik açıklamalar geldi. Ne kadar geç açıklama yaparsanız o kadar bilgi açığı oluşuyor. Bunu dezenformasyon olarak değerlendiremeyiz. Bilgi eksiliğinden değişik yorumlar yapılıyor. Daha önce yaşanan müessif olaylarda bunu yaşadık. Bu konuda Milli Savunma Bakanlığı Basın Müşavirliğinin daha ciddi, daha etkili ve anında açıklamalar yaparak kamuoyunu bilgilendirmesi gerekiyor. Vefat nedeni belli olmadan, ‘Vefat etmiştir, inceleme devam etmektedir’ gibi bir açıklama bile yeterli olabilirdi. Bu açıklamanın yapılması üç gün sürdü.”

Bağcıoğlu, benzer durumlarda hızlı bilgilendirme yapacak sosyal medya hesaplarının devreye alınması gerektiğini belirterek şöyle devam etti:

“Bunu işte maalesef C130 kazasında bir siyasi parti liderinin yaptığı açıklama neticesinde kamuoyunun gündeme gelmesi, acılı ailelerin acılarına acı katılmasıyla da yaşadık. Bizim tavsiyemiz, Milli Savunma Bakanlığının kurumsal sosyal medya hesabına ilave olarak, bu tip durumlarda ani bilgilendirme yapacak, örneğini Fransa, Amerika gibi bu tip olayları yaşayan devletlerde gördüğümüz hızlı reaksiyon hesaplarının aktive edilmesi, yani buradan alınan sonuçlardan biri bu.”

ASKERİ SAĞLIK SİSTEMİ ÇAĞRISI

Bilgin’in ölümünün askeri sağlık sisteminin önemini yeniden gündeme getirdiğini söyleyen Bağcıoğlu, sistemin günün şartlarına göre revize edilerek tekrar kurulması gerektiğini ifade etti:

“Bu çok acı olayın bir başka dersi de alınması gereken dersi de askeri sağlık sisteminin önemi. Evladımız Veli Bilgin bir şekilde sağlık sıkıntısı nedeniyle vefat etti. Bu ortaya çıkar otopside. Birkaç yaralı olduğu da söyleniyor basında. Belki şuradan şu sonuç ortaya çıkıyor. Askeri sağlık sistemi olsaydı periyodik muayeneler belki askerlik şartlarına göre daha etki yürütülebilirdi. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin ve bizim ısrarla gündeme getirdiğimiz gibi, askerî sağlık sisteminin bir an önce tekrara tesis edilmesi. Birebir aynı olmasa da alınan derslerle revize edilmiş şekilde tekrar tesis bekliyoruz.”

“BÜTÜN TÜRK MİLLETİNİN AYIBI”

Ankara’da şehit er aileleri ve gazilerin Güvenpark’ta özlük hakları için yaptığı eyleme de değinen Bağcıoğlu, Meclis’e bu konuda kanun teklifleri sunulduğunu hatırlattı.

Bağcıoğlu, “Gazi Meclisin 600 metre ötesinde gazilerin yıpranmış vücutları, yorgun vücutlarıyla bu hak arama zorunda bırakılmalarını da kabul etmiyoruz. Bu hepimizin ayıbı. Sadece Meclis’teki komisyonun değil bütün Türk milletinin ayıbı. Şehit aileleri ve gazilere sahip çıkmak durumundalar” dedi.

KARADENİZ’DE DENİZ GÜVENLİĞİ UYARISI

Karadeniz’de yaklaşık dört yıldır devam eden savaşın deniz güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiğini söyleyen Bağcıoğlu, Türk bayraklı gemilere yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu belirtti:

“Karadeniz’de bir savaş devam ediyor. Dört yıldır yaklaşık. Bu savaş sırasında Karadeniz’de deniz güvenliği şu anda ciddi risk. Biz bunu sadece üzerimize gelen belki kontrol dışı, belki bilerek gönderilen ihalarla yaşadık bu tehdidi. Ama şu anda deniz güvenliği ciddi bir risk boyutuna geldi. Karadeniz’deki gemilerimize bilerek veya bilmeyerek yapılan saldırılar. Türk Bayraklı gemilerin isabet alması gemicilerimizi kaybetmemiz, bunlar kabul edilebilir şeyler değil. Türk bayraklığı olması bir geminin ve saldırıya uğraması çok şeyi değiştirir. Bunun üzerinde yargı yetkimiz var, egemenlik yetkimiz var. Buna bir Türk varlığı olarak, doğal olarak kabul edilip, her türlü tehdide karşı korunması Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sorumluğu.”

Bağcıoğlu, diplomatik ve askeri iletişim kanallarının açık tutulması gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:

“Bu yönde daha önce yaptığımız uyarıları tekrarlıyoruz. Gerekli diplomatik girişimler yapılmalı. Karşı tarafı muhattaplarının Ukrayna veya Rusya’nın Türkiye arasında ikili olarak iletişim kanalları, askeri ve ulaştırma bakanlıkları seviyesinde tesis edilmeli, işletilmeli. Bundan sonraki süre işte bu tip saldırıların önüne geçilmeli. Burada önemli bir denge var. Son dönemde artan bu saldırıları Türkiye’yi bir ateş çemberine çekme gayreti de olabilir. Burada da itidalli, temkinli bir yaklaşım Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlıklarının menfaatlerini koruyacak ama aynı zamanda Türkiye’yi bir maceraya itmeyecek, bir sarmalın içine sokmayacak itidalli yaklaşımın önemli olduğunu değerlendiriyoruz.”

İRAN-ABD GERİLİMİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

İran ile ABD arasındaki gerilimin yüksek yoğunluklu bir çatışmaya dönüşebileceği uyarısında bulunan Bağcıoğlu, Türkiye’nin taraf olmadan dengeli bir politika yürütmesi gerektiğini söyledi:

“Düşük yoğunluk çatışmaları artık yüksek yoğunluklu çatışmalara evrilme durumunda. ABD Başkanı’nın tehditleriyle bu önümüzdeki süreçte değişik gelişmeler olabilir. Bunu da bu konuda da itidalli ve bu çatışmaya taraf olmayacak şekilde ki politikanın devam ettirilmesi gerekiyor. Burada en önemli husus ekonomik açıdan Türkiye’nin uğrayacağı zararlar. Hürmüz Boğazı veya Babülmendep’in kapatılması durumunda Ulaştırma Bakanlığı’nın ticaret gemilerimize yönelik güvenliğin uyarıların sağlanması durumu. Bu da önemli ve takip edilmesi gereken bir durum.”

YUNANİSTAN’IN SİLAHLANMA ADIMLARINA TEPKİ

Yunanistan’ın İsrail ile yaptığı 4 milyar dolarlık silah anlaşmasına da değinen Bağcıoğlu, Kıbrıs ve adalara yerleştirilecek sistemlerin Lozan ve Paris anlaşmalarına aykırı olacağını savundu:

“Kıbrıs ve adalara konacak silah sistemlerinin etkinliği belki Türkiye’ye yakınlık itibariyle askeri açıdan çok şey ifade etmeyebilir. Türk Silahlı Kuvvetleri tehdit olduğu anda bunları bertaraf etmeye elbette muktedirdir. Ama konacak radar sistemleri barıştan itibaren ağ destekli yetenekleri sayesinde İsrail’e o coğrafyanın o bölgenin iz bilgilerini gönderebilirsiniz. Bu yönden de farkındalık sağlayabilir. Bu sistemlerin kesinlikle Kıbrıs’a konuşlanması zaten yürürlükteki anlaşmaları hilafına, adaları da konuşlandırılması, Lozan ve Paris anlaşmaları hilafına, dolayısıyla buna da diplomatik yönden gerekli girişimlerin bulunması gerekiyor.”

Bağcıoğlu, Kerpe Adası’na Patriot bataryası yerleştirilmesine ilişkin de şunları söyledi:

“En son Kerpe adasına İran krizi bahane gösterilerek bir Patriot bataryası konuşlandırıldı. Onun akıbetini bilmiyoruz. Patriot bataryası çekilip yerine uçaklar gelecek dendi. Yunanistan bu tip eylemleriyle askeri bir fayda sağlamaması rağmen kendine açık olarak söylüyorum bir fayda sağlamaz onlara ama diplomatik olarak siyasi olarak Lozan ve Paris anlaşmalarını aşındırmaktadır. Lozan anlaşması Türkiye’nin tapu senedir, Türkiye devletinin varlığıdır. Dolayısıyla bu anlaşmaya yönelik her türlü bu şekilde ki olumsuz girişimin bütün imkanlar kullanılarak, milli güç imkanları kullanılarak ver taraf edilmesi gerekiyor. Her fırsatta gündeme getirmesi gerekiyor.”

“LİDERİMİZ ÖZGÜR ÖZEL”

Gazetecilerin siyasi gelişmelere ilişkin sorularını da yanıtlayan Bağcıoğlu, Özgür Özel’in liderliğinde iktidar hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti:

“Bizim liderimiz Sayın Özgür Özel. Biz bu sürece Sayın Özgür Özel ile birlikte başladık. Zaten üç yılda bu değişim grubuyla birlikte, Türkiye’nin hak ve menfaatlerini, milli menfaatlerini koruyacak şekilde iktidar yolunda yürürken, gördüğünüz yargı destekli atanmış bir parti yönetimi devreye girdi ve bu yürüyüşü engellemeye çalıştı. Şimdi bu yürüyüş ekonomi, tarım, milli savunma, dış politika ve her alanda devam edecek. Biz de bu yürüyüşün bir parçası olacağız. Liderimiz Sayın Özgür Özel. Onun direktifleri doğrultusunda bu yürüyüşe devam edeceğiz. Burada A Partisi ya da B Partisi önemli değildir. Önemli olan, Türk milletinin refaha ve huzura kavuşması ve iktidarın değişmesidir. Yöntemimiz, amacımız budur. Bu süreçte, Genel Başkanımızın, seçilmiş Genel Başkanımızın veya bugün itibarıyla YENİ Parti kurulduğu için YENİ Parti Genel Başkanı’nın talimat ve direktifleri doğrultusunda faaliyetlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz.”

yok

Author: Can Koç